|
Uluslararası Dini Özgürlükler Raporu'na yansıyan başörtüsü sorunu |
|
Cuma, 12 Haziran 2009 00:00 |
|
A.B.D. Komisyonunun Uluslararası Dini Özgürlükler Konulu 2009 yılı raporu açıklandı. ABD hükümetine sunulacak raporun Türkiye ile ilgili kısmında başörtüsü sorununa da değiniliyor. Raporu hazırlayan komisyon Türkiye'de türban takan kişilerin eğitim alabilmesi ve kamu sektöründe iş bulabilmesi için ABD hükümetine Türk yetkililerle işbirliği yapması önerisinde bulunuyor.
 ABD'de 1998 Yılı Uluslararası Dini Özgürlük Kanunu kapsamında olusturulmuş bir komisyon olan Uluslararası Dini Özgürlük Komisyonu'nun hazırladığı 2009 yılı raporu açıklandı. Raporda Türkiye ile ilgili görüşler de yayınlandı. Türkiye'nin, demokratik bir hükümete ve ülkede dinin sosyal yaşamdan ayrılması şeklinde tanımlanan güçlü bir "laiklik" geleneğine sahip olduğu belirtilen raporda yaşanan tartışmaların dini özgürlük ortamını etkilediği vurgulanıyor. Türkiye'nin laiklik yorumu nedeniyle azınlıkların dini topluluk üyeleri dahil olmak üzere Türkiye vatandaşlarının büyük çoğunluğunun dini özgürlüklerinin çok defa ihlal edildiğine işaret ediliyor.
Söz konusu raporda dikkat çeken bazı tespitler şöyle: "Türkiye'nin laiklik kavramı kapsamında türban dahil olmak üzere dini kıyafetlerin devlet binaları, özel üniversiteler ve devlet üniversiteleri ve okullar gibi kamu kurum ve kuruluşlarında giyilmesi uzun zaman önce yasaklanmıştır. Hemşireler ve öğretmenler dahil olmak üzere türban takan kadınlar ve türban savunucuları kamu sektöründeki işlerini kaybetmişlerdir. Türban takan öğrencilerin özel kurumlarda bile derslere katılmaları resmi olarak yasaklanmıştır. Askeri kanatta Müslüman ibadetlerine katılan askerler ile eşlerinin türban takmasına izin veren askerler 'disiplinsiz' olarak görülmüştür. Bu durumdan özel hayat bile etkilenmiştir. 2006 yılında okul saatleri dışında türban takan bir öğretmenin isten atılması için okul tarafından verilen karar mahkemece onaylanmıştır. Daha yakın zamanda, 2009 yılının Mart ayında ise Yüksek Seçim Komitesi oy kullanma noktalarında çalışan kişilerin, oy kullanma noktasındaki görevlerini tamamlayana kadar türban takmalarını yasaklamıştır. 'Türban sorunu' uzun yıllar boyunca Türkiye'deki siyasi tartışmaların odak noktasında yer almıştır. 2005 yılında söz konusu sorun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşınmıştır. Bu hususta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) kararı ise bir üniversitenin türbanı yasaklaması her ne kadar dini özgürlükleri ihlal etse de Türkiye'nin tarihi ve yasal laiklik tanımı kapsamında Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonu'nu ihlal etmediği doğrultusunda olmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 2008 yılının Şubat ayında giysileri önemli olmaksızın tüm vatandasların üniversite egitimi alabilmelerini sağlamak için 1982 Anayasası'nı degiştirmek üzere kararlı bir oylama yapılmıştır. Söz konusu değişiklik kapsamında sadece (çene altında gevsek bir sekilde bağlanan) geleneksel başörtüsüne izin verileceği belirtilmiştir. Bunun yanı sıra devlet binalarında türban ve çarşaf yasağı devam etmektedir. Diger bir yandan 5 Haziran 2008 günü Türkiye Anayasa Mahkemesi söz konusu değişikliğin laik devlet tanımını ihlal ettiğini ve Anayasaya uygun olmadığını belirtmiştir. Sonuç olarak devlet bürolarında ve eğitim kurumlarında türban ve başörtüsü yasağı devam etmektedir."
Komisyon, Türkiye hususunda A.B.D. hükümetine şunları öneriyor: "Dini özgürlüğü güçlendirmeyi hedefleyen yasal reformların yapılması hususunda baskı uygulanması gerekir. Kadınlara, inançlarına ve Türkiye Cumhuriyeti'nin laik statüsüne saygı göstermek üzere dini ve dini olmayan görüşlerini giysileri ile ifade edebilme hakkının verilmesi, türban takmayı tercih etmeyen kadınların baskı altına alınmadığından emin olunması, özgürlüklerinin ve haklarının korunması ve türban takan kişilerin eğitim alabilmesi ve kamu sektöründe iş bulabilmesi için Türk yetkilileri ile işbirliği yapmalı."
(CHA)
|